Bir konut kiralamaktan çok daha karmaşık ve riskli olan ticari gayrimenkul kiralama süreci, çok sıkı bir sözleşme yönetimini gerektirir. İşletmelerin imzalayacağı kiralama sözleşmesi, gelecekte yaşanabilecek hukuki uyuşmazlıklara karşı markayı koruyan en önemli kalkan konumundadır. Bu nedenle, sözleşme maddeleri finansal ve hukuki uzmanlar eşliğinde didik didik edilmelidir.
Sözleşmedeki en kritik maddelerin başında kira artış oranı gelir. Türkiye'deki yasal sınırların (TÜFE oranları) ticari mülklerdeki uygulanabilirliği, sözleşme serbestisi ilkesi gereği taraflar arasında farklı şekillerde kararlaştırılabilir. Özellikle döviz bazlı veya yüksek artış oranlı sözleşmeler, uzun vadede işletme bütçesini sarsabilir. Bunun yanı sıra, kiralama süresinin uzunluğu (genellikle kurumsal firmalar için 5+5 yıl gibi modeller) ve kiracının haklı sebep göstermeden sözleşmeyi feshetme şartları net bir şekilde metne dökülmelidir.
Mali açıdan ise, stopaj vergisinin kimin tarafından ödeneceği, net ve brüt kira bedelleri ile ortak alan giderleri (aidat) netleştirilmelidir. Özellikle AVM'lerde veya modern iş merkezlerinde yüksek aidat bedelleri, ciro üzerinde ciddi bir yük oluşturabilir. Ayrıca, kiralama öncesinde ödenen depozitonun geri alınma şartları ve mülke yapılacak dekorasyon yatırımlarının sözleşme bitiminde mal sahibine mi kalacağı yoksa sökülüp götürülebileceği mi mutlak suretle yazılı olarak imza altına alınmalıdır.